“Fotoğraf, geçmekte olan gerçek anın yakalanmasıdır.”
…"Gerçek an"lara orta okulda başlamış olmam şanslı olduğumun bir göstergesi. Şimdi “o an”lara bir yolculuk yapalım diyorum seninle…
Bir fotoğraf makinesi, biraz eski, hem de şu tam tahmin ettiğin gibi “poz”lu olanlardan. Şimdiki gibi çekilen her fotograf sonrası bakma imkanının olmadığı “dijitallikten uzak” ama belki de en keyiflisi hani… Gidilen her yerde önce pili var mı kontrol edilen sonra kaç poz kalmış “ya biterse?” telaşı vardır. Çekilen her fotoğraf için nasıl da heyecanlanır insan? “Nasıl çıktım acaba merak ediyorum”lar devam ederken son poz “gülümseyin”lerde kaça katlanır bilinmez…
Heyecanımı katlaya katlaya yolculuğumuza devam ederken “fotoğraf çekmek"in hayatımdan çıktığını düşündüğüm anlarda bile nasıl yanıbaşımda olduğundan bahsedeceğim sana. Gidilen her yolculukta yanında olması, biten her poz sonrası “bunları yıkatmam gerekiyor” la başlayan cümlelerle koşarak fotoğrafçının yolunu tutmak, onları beklemek, fotoğrafları eline aldıktan sonra albüme yerleştirmek ve sayısını bilmediğim fotoğraflara tekrar tekrar bakmak…
“Poz tükeniyor” dikkat!
Benim için dijital sürecin başlangıcı… İyi mi oldu kötü mü hala bazen aklıma takılır… Ama içinde “fotoğraf” olduğu için bu konudan apar topar kaçıyorum.
“Ben bir amatörüm ve ömrümce de öyle kalmaya niyetliyim.”
Fotoğraf’ça bir yoldayım…
Neyi çekmeyi seviyorum? Manzara.., portre.., ya da hareketli bir çekim (mi)..? Hayır! Bunun bir cevabı yok biliyor musun. Hayata ait ne varsa ilgimi çekiyor aslında… Nerede, nasıl olduğu önemli olmayan “ufak” duygu parçaları bilmek isteğim… Çünkü parçalar birleştiğinde suretler de ortaya çıkıyor. İstanbul’da beyoğlu sokağı oluyor önce kalabalık ya da yalnız.., simitçi.., kitapçı.., Galata’da balık ekmek.., Bir martı ya da sokak kedisi…
Oluyor işte… Sindire sindire, yavaş yavaş doluyor karelerim… Kocaman bir “Oh be!” geçiriyorum içimden ve gün geçtikçe ortaya çıkan “gizli kalmışlar” ben biraz daha rahatlıyor yolculuğumda…
Not: Nefes al.., nefes ver (mek) gibi… Foto’sentez’le yaşanan her “haz” mübahtır.
1. Jacques- Henri Lartigue (Fransız fotoğrafçı), 2. Andre Kertesz (Macar fotoğrafçı.)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder