Bir mucize yada varsayım 1984/29 Ağustos gecesinde dünyaya uyanışım.
Herkesin bana “hoşgeldin bebek” demesi kadar da “emrivaki” değil mi sizce? ana rahminden sonra bu dünyaya düşmem.
‘Tanrı’ bana sorsaydı eğer?:
- 30 Agustos Zafer Bayramı’na denk gelicek gibi doğmaz: Temmuz ortasında doğardım. Ne kendimi nede arkadaşlarımı riske sokmazdım.
- Aşık olduğum şehir İstanbul’da doğmaz: Brezilya/ Rio De Jeneiro’nun tam orta göbeğinde doğardım. İstanbul gibi bir şehrin varlığından haberdar olduğumda ise bütün herşeyi bırakıp bu şehre yerleşmenin planlarını yapardım.
- Genelleme ile doğmaz: Yılda bir kere (doğum günümde olabilir) fotoğrafçı, müzisyen, politikacı, gezgin, dansçı ve sipiker gibi... birsürü şeyi aynı anda olup aynı anda olmantan vazgeçerdim. (“oha daha neler?” demeyin. Keyif benim değil mi allah allah).
- Bir müzik aleti çalmayı bilmeden doğmaz: Ian Scott Anderson’ın yan flütü olurdum ya da Mozart’ın senfonisi (40.- 4.1-42. ne olursa..). Ayrıca Picasso’yu pek sevemedim ama Dali’nin resimlerinde bir günlüğüne fırça darbesi de olurdum.
- Tek doğmaz: Ne olur ne olmaz(!)a karşı benden bir tane daha bulundururdum. (Kıtlık olabilir, sel götürebilir, ekmek kuyruğu cabası).
...“Tanrı bana sordaydı eğer” şimdi tanrı bana sorsaydı eğer ?diye başlayan cümleler kurmazdım.
Bugün iyi dileklerim var kendim için. Aklıma geldikçe ekleyeceğim ...
Ama bir daha dünyaya gelme şansım olursa “Lütfen tanrım” bunları göz önünde bulundur!
Not: Bu bir şart değil sadece doğum günü dileğidir!!! :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder