16.1.12

Yetişebilme İhtimali

Soğuk ve şehirler arası otobüslerde vazgeçtim insan olmaktan
Ve ter kokusuydu yanımda oturan adam
Ben seninle bir gün Zincirlikuyu’da sıraya girebilme
ihtimalini sevdim
Pazartesi sendromlu, servisli iş yıllarında
İstanbul’da trafikli sonbahar yazlar yaşanırdı o zaman özlemeye başladım herkesi
Ve bu  yol öyle uzun sürdü ki, adam gibi servisleri özlemeye başladım sonra
Bizim Cezmi Ersöz’lerimiz vardı
Bir de Şizofren Aşka Mektup yazma imkanı
Tanımadığımız insanlarla paylaşılan otobüs duraklarında,
“en önce kim binecek” oynamaya başladık
Ben yer kapmaya çalışıyordum, sen yer vermeye geri kalanlar “itmesene kardeşim beee”
Kırmızı noktalı küfürler yazıyorduk akıllara ve Rtük’e inat sansürle
Teyzelerden öğrendik koca bir meme ile yolculuk etmeyi
İstanbul’a tıklım tıklım insan yağıyordu
Ve sırayı bozmamayı öneriyordu otobüs şoförleri
Oysa metrobüs'e hiç binememiştim ben
Kuyrukta tartışılan bir konumda olmadı benim
Sıra ile binilen otobüslerde bir kaç kendini bilmezle itişmelerimi saymazsak
İstanbul’a  usul usul zam yağıyordu
Ve son dakika ergenekon haberlerini öneriyordu haber bültenleri
Oysa hiç arabam olmadı benim
Ve hiçbir vergi ödeneğinde geçmedi adım
Trafiğin ortasında endişeli çocuk yüzüydüm sadece

Sana  ‘İstanbul Kart’ biriktiriyordum harita metot defterimde, ama sen yoktun
Ben, senin beni bulabilme ihtimalini seviyordum, suni otobüs saatlerinde
Piyangodan çıkmış  araba seni zamansız, amaçsız bir otoparka götürüyordu
Ben senin beni  “ışıklara kadar bırakabilme” ihtimalini seviyordum
Ben senin beni kalabalıktan
ayırabilme ihtimalini seviyordum
Yaz sıcağı ter çekiyor da klimanın çalışmayan gevrekliği
Sonra otobüs oluyordum, can çekişen trafiğin çare bilmez halleri
Ne yana baksam durak ve  akbil sanıyordum
Boğaz köprüsünün yalancı maviliğini
Metrobüs oluyordum bir süre
Yenibosana'dan- Mecidiyeköy'e
Yanımızdan geçen arabalarla yarışıyordum, yanağım metrobüs camının garantisinde
Metrobüs oluyordum
Bir ilçeden bir dış ilçeye
Evime yaklaştıkça seviniyordum
“Durak da inecek var” sesini başına koyuyordum söyleyeceklerimin listesinin

Korkuyordum
Sonra iniyordum otobüsten
Mecidiyeköy'den bizim eve giden, ömrümün en uzun
ömrümün en kısa, ömrümün en kalabalık
ömrümün en çekilmez yolunu koşuyordum

Çünkü sonunda evim oluyordum, odam kokuyordum sonunda
Soğuk ve şehirler arası otobüslerde vazgeçtim insan olmaktan
Ve soğuk ter kokusuydu yanımda oturan adam
Ben seninle bir gün İkitelli’deki sinema salonunda
Ben seninle sadece otogardan hareket eden bir otobüs güzergahında
Ben seninle Çamlıca’ya mistik ve demli bir çay kıvamında bakan

Kadıköy’ün herhangi bir teneke durağında
Ben seninle herhangi bir insan sesinin
kalabalık otobüsünde sürünebilme ihtimalimi sevdim
Ben senin, benim bulunduğum otobüse yetişebilme
ihtimalini sevdim

Hiç yorum yok: