24.2.12

Peri Dövmeli Kız: Milenyum Hiçlemesi 1

Peri Dövmeli Kız, sele kapılmıştı herkesin uyuduğu bir saatte.  Üstüne tedirgindi ve korkuyordu.

Biliyordu bu sel hem çatı katını hem bahçesindeki çiçekleri götürecekti.  Biliyordu hüznünün karşılığında ödünç vermişti ayakkabılarını.  İçindeki hasta ülkeye yalın ayak sürükleniyordu.
Ve hiç bu kadar suskun kalmamıştı. İkna edici bir masal oluyordu ağzı dili. Kimseyi öpemiyordu büyümekten de korkuyordu.
Fazlasıyla özlüyordu onu. Belki son günlerde sık sık bir kitabın sonuna geldiğini hissetmesinden, belki annesinin bir ağıdın başını çekmesinden. Bulutlar geçiyor, kör bir şehrin karanlığına bırakıp kaçıyor, kimse ağlamıyordu.

Ondan önce birçok şehir geçmişti hayatından bunu bilmesini istiyordu.
Bir mektup nasıl yazılır soğuk bir çamurdan bilmesini istiyordu.
Gerçek yolculuğun hep kendine olan yolculuk olduğuna inanırdı. Bunu ona ilk söylediğinde ev yapımı cümleler ayakta alkışlamıştı. Uzun cümleler kurmaktan tiksinirdi ve para atılarak çalışan müzik kutularından da.
Bir konuşsa, önce aşka değmeden geçen bütün vagonları yakar sonra gider teslim olurdu. Bir kaç şarkı sonra hayatından inmesin istiyordu.  Ve ne zaman boy verse leş çiçekleri dünya gözlerinde bir çim biçme makinesi oluyordu.
Kendiyle arasındaki korkunç uçurumla yüzleşmesi zor geliyordu.
Bir kaç hafta önce sakladığı bir inancı boğarak atmışlardı önüne. Boş bir meydan kalmıştı sadece elinde ve hayalet evlerin inşa edildiği kuyruklu yıldızlar göçü. Bir flütün ağzından çıkan ateş parçaları. Anılar hızlı ve yanlış birikiyordu boş çerçevesinde. Bir kahpenin kırk yıl hatırı varken, hatırlamak için her gün mesai yapıyordu ruhundaki işçi arıları.
Istırabı çıldırıyordu içinde. Bir acı kemirmeyi bekliyordu bedenini ele geçirmek için. Sırf bu yüzden biriktirdiği düşler giderek çekiliyordu yarıştan.
Daha önce hangi aşkın yarabandıydı sormak istiyordu?
Biliyordu bunun onunla hiç bir ilgisi yoktu.
Bu bir "kendini teselli etme" girişimi isyan merkezinde. Kasten kullanıyordu bu cümleleri gri akşam vakitleri.
O, suskunlar ülkesine gittiğinden beri Peri Dövmeli Kızdan haber alınamıyordu.
Hiçsiz hava sahasında bile bulanamıyordu soruların kirli geçmişi. Upuzun bir yolu alıp kaçmak istedi. Unuttuğu düşleri için geri döndü. Gidemedi. Yalanlar çoğalıyordu gözünde ve hiç yalanı olmayan bir rüya yarıştan çekilmişti.
Bir mutlu son bir kitabın sonuna nasıl eklenirdi?  Bunu görmek isterdi.
Sabırla örttüğü yorganını üstüne geçirdi. Üşüyordu ve yalın ayaktı.
Üstüne tedirgindi ve korkuyordu. Biliyordu bu sel hem çatı katını hem bahçesindeki çiçekleri götürecekti.
Peri Dövmeli Kız sele kapılmıştı: Gece derindi, derindi uyku.

Hiç yorum yok: