Çok sayıda “kayıp” yaşadığım bu hafta da (aaa neleri kaybettin ki sorusunu hiç sormayın derim), bu son olayla birlikte bana "bu kadar kayıp çok fazla yaa" :( dedirtmeyi başarmıştı.
Yağmur çamura inat yolculuğumuza “metrobüs”le devam etmek istemiştik. Ben heyecanlıydım... Çünkü hafta arası iş durumundan dolayı servis kullandığımız için ve diğer zamanlarda da ihtiyacım olmadığı için topu topu 2 kere yolculuk etme fırsatım olmuştu ve metrobüs kültürüne uzaktım. (Hiç ama hiç aklınızdan geçirmeyin. Konu "burjuvazim"den tamamen uzak)
"Metrobüsün kültürü mü?" olur demeyin şimdi bana “bal gibi” oluyormuş...İşte kanıtı:
Akbil yüklememizin ardından “insan akını”na karışmamız saniyeleri almıştı. Diğer zamanlarda servis kullandığımız içinmidir nedir hem tuhaf bir tedirginlik hem de “elma şekerii" yiyen çocuğun gözlerindeki heyecan gibi “dışarıda da bir hayat var, ne güzel yaa” şeklinde bakakalmıştım.
Bir kaç metrobüsten sonra “en ön”lerde yerimizi almayı başarmıştık. “Geç olsun güç olmasın” mantığıyla bekliyorduk. Metrobüsün gelmesiyle ne olduğunu anlamadığım bir kalabalık “hurraaaa” yanıbaşımızdaydı. Tamam otobüste de oluyor kalabalık ama "metrobüs dünyası"na açılan kalabalık daha bir başkaydı.
-“Ee ne olcak ki... en öndeyim peh kesin oturarak giderim oh miss!!!” güvencesini saniye ile yitirmiştim.
Kapı açılır acılmaz (aslında ben öyle sanmışım) kendimi arka sıralarda nasıl bulmuştum? Ya da arkalarda sandığım insanlar nasıl şimdi gözümün önünde metrobüste oturur vaziyetteydi? Şaşkındım. Hem de çok!!!
Dedimye size metrobüsün bile bir “binme kültürü” varmış! Duymuştum aslında ama bu kadarını da beklemiyordum.
Evet! Tam tahmin ettiğiniz gibi ayakta kalmıştım. Hemde en önde :)
Neyseki Şule’nin bizim için “zor” da olsa ayırabildiği bir koltuk birimizin oturabilmesini sağlamıştı.
Bense hem şaşkınlık hem kendi durumuma gülerek
-Şule ben nasıl ayakta kaldım yaaa? sorusunu sormadan edememiştim.
-Valla bilmiyorum hem de en önde değilmiydik yaa?...
-Neyse giderim böyle...Hem zaten “ÖNEMLİ OLAN YARIŞMAKTI" cümleleri kahkahalarla bizi "kopma noktasına" çoktan getirmişti :)
Not: Bu durum en çok sevdiğim Kemal Sunal filmlerinden (Atla Gel Şaban) bir sahneyi de aklıma getirmişti. Yolculuğum bitmeden birilerine sormak istemiştim. "Şiki Şiki Baba" var mı? :)
Şiki şiki baba kasedi var mı ?

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder